10-05-2008, 11:28 PM
Poliester Mamullerinin Ön Terbiyesi
Poliester lifleri yapıları itibarı ile beyaz ve temiz lifler olduklarından bunlardan yapılmış mamullerin ağartma ve yıkamaları oldukça ılıman koşullar altında yapılabilmektedir. Hatta beyaz olarak kullanılabilecek veya açık tonlarda boyanacak mamullerin dışında genellikle ağartmaya bile gerek yoktur.
Yakma İşlemi
Yakma işlemi ipliklerden çıkan lif uçlarını (hav tüycüklerini) uzaklaştırmak için yapılan bir işlem olduğuna göre flament ipliklerden yapılan mamullerde yakma işlemine gerek olmadığı açıktır. Bunun dışında tüysüz, parlak bir yüzeye sahip olması gereken ve kesikli liflerden yapılmış mamuller ise ister saf poliester ister karışım olsunlar bir yakma işleminden geçirilirler. Ancak mamulde bir sertlik meydana gelebilmesi nedeniyle poliester/yün karışımlarının makaslanması daha uygundur
Poliester mamullerin yakılması sırasında kullanılan alevin gücü veya etki süresinin yetersiz olması halinde hav tüycükleri eriyerek boncuklar oluşturmakta fakat bu boncuklar yanmaya fırsat bulamamaktadır. Bu da mamulün görünümünü bozmaktadır. Ancak doğru bir yakma sonunda yanan lif uçlarının dibinde normal olarak fark edilmeyen çok küçük boncuklar geriye kalmaktadır. Bilinmesi gereken husus çektirme yöntemine göre yapılan boyamalar (ister carrıer ister HT) sonunda bu boncukların diğer kısımlara nazaran daha koyu boyanarak (specking) mamulün görünümünü bozmalarıdır. Bu nedenle çektirme yöntemine göre boyanacak poliester mamullerde eğer yakma işlemi uygulanacaksa bu işlemin boyamadan sonra yapılmasında fayda vardır. Mamulün emdirme (termosol) yöntemiyle boyanmasında böyle bir problem olmadığından bu takdirde yakma işlemi normal olarak boyamadan önce yapılır.
Haşıl Sökme İşlemi
Poliester ipliklerin haşıllanmasında başta poliakrilat ve poliester esaslı haşıl maddeleri olmak üzere sentetik haşıl maddeleri kullanılmaktadır. Bu haşıl maddelerinin ortak tarafı hepsinin suda çözülebilmesi veya kolaylıkla emülsiyon oluşturabilmeleridir.
Dolayısıyla poliester kumaşlarda haşıl sökme işlemi bir yıkamadan ibarettir ve genel olarak O 5-1 g/l nonyonik-anyonik yıkama maddesi 0.5-1g/l Na2CO3 içeren bir çözeltiyle 60"C’ da 20-30 dakikalık bir yıkama işlemi yeterli olabilmektedir. Gramajı düşük kumaşlarda kırışmaları önlemek için 60°C ve altındaki sıcaklıklar yeterli olabilirken, yüksek gramajlı kumaşlarda 100°C' a kadar çıkılabilir. Poliester/viskon karışımı kumaşlar için aynı yıkama şartları geçerlidir. Fakat poliester/pamuk karışımı kumaşlar için reçetedeki kimyasal madde konsantrasyonları iki katına çıkarılmalıdır Bu karışıma fulard-buhar-yıkama gibi sürekli bir yöntem uygulanacaksa Na2CO3 miktarı 20-40 g/l ve sabun miktarı ise 8-10 g/l' e kadar çıkarılabilir
Poliester/yün karışımları için sıcaklık ve pH çok iyi kontrol edilmelidir Kullanılan sabun oranı %3-4'ü ve soda oranı %3'ü kesinlikle geçmemelidir Oda sıcaklığında 20 dakika muamele ve 35-40'C'da su ile 10 dakika çalkalama yeterlidir.
Kontinü yıkama makinelerinde çalışılıyor ise geçiş süresinin 30-3! saniyenin altına düşmesi yetersiz haşıl sökme açısından risklidir.
Haşıl sökme sırasında karşılaşılabilecek bir sorun da, haşıllamada pH değişik esaslı haşıl maddesinin kullanılması durumunda ortaya çıkmaktadır Özellikle poliakrilat ve poliester esaslı haşıl maddelerinin birlikti kullanılmaları halinde yıkama flottesine geçen poliakrilat kısmı poliester hası filminin çözünürlüğünü azaltarak haşıl sökme işlemini zorlaştırmakta ve leke oluşmasına neden olabilmektedir. Bu tip haşılların sökülmesi, kontinü yıkama makinelerinde yıkama flottesinin sürekli yenilendiği tiplerde yapılmalıdır. Bu tip haşıl maddeleri suyun sertliğinden olumsuz yönde etkilenebilirler. Bu nedenle yumuşak su kullanılmalı veya bir kompleks yapıcı ilave edilmelidir.
Çözgü iplikleri suda çözülebilen veya disperge olabilen hası maddeleriyle haşıllanmış olan poliester kumaşlarda, haşıl sökme için yapılan yıkama işlemi aynı zamanda kumaştaki diğer yabancı maddelerin de uzaklaşmasını sağlayarak, kumaşın boyaya ya da baskıya hazır durum; gelmesini sağladığından genellikle başka bir yıkamaya gerek kalmamaktadır Su sorbsiyonunun düşük olması ve normal tiplerin girintisi çıkıntısı az kaygan bir yüzeye sahip olmaları nedeniyle poliester liflerinden yabancı maddelerin uzaklaştırılmasının kolay olması gerekmektedir. 1950'li yıllarda poliester liflerinin lipofıl (yağ sever) karaktere sahip olduğu ve dolayısıyla yağımsı preperasyon ve avivaj maddelerinin liflerin içerisine işleyebileceği bunun da uzaklaştırılmasının güç olacağı düşünülüyordu. Ancak yapılan araştırmalarda pamuk ve poliester lifleri aynı yağlarla aplike edilmiş ve poliester liflerinin daha kolay temizlenebildiği görülmüştür. Çünkü Poliester makromoleküllerinin hidrofob yapılarına rağmen sıkı moleküler yapınır etkisiyle, içlerine yağ ve avivaj maddelerinin işlemesi mümkün olmamaktadır Bunun sonucu olarak da yüzeyde kalan preperasyon ve avivaj maddelerinin uzaklaştırılması daha kolay olmaktadır.
Yıkamadan sonra boyama yapılacak ise, mamulde kalan hası ve/veya yağımsı yabancı maddelerin miktarının %0.1'den az olması gerektiği fikri yaygın ise de bu oran %0 3'ü geçmediği takdirde boyama açısından problem yaratmamaktadır.
Poliester Mamulünde Oligomer Sorunu
Piyasada bulunan poliester lifleri % 1,5 – 4 arasında oligomer içermektedirler. Oligomerler polimerizasyon derecesi 10 ‘ un atında olan polietilentaraftalat moleküllerinden oluşmakta olup, bir kısmı halkalı ( çiklik ) yapıya bir kısmı düz zincir ( lineer ) yapıya sahiptir. Düz zincir yapıya sahip oligomerlerin liflerin yüzeyinde ve terbiye cihazının çeperlerinde kristalizasyonu , çökmesi tehlikesi azdır. Sorun yaratan rahatsız eden oligomerler çiklik oligomerler olup , bunlar içerisinde de çiklik trimerler en önemli rolü oynamaktadırlar.
Çikliktrimer (çiklo-tris-etilen glikol traftalat )
Kısa süreli termik işlemler veya daha uzun süreli hidrotermik işlemler sırasında liflerdeki çikliktrimer miktarı artmaz. Ancak liflerdeki yerleşim şekli ve yeri bu işlemlere bağlı olarak büyük farklılık gösterir.
Halkalı trimer liflerde üç konumda bulunur;
1. Liflerin içerisinde,
2. Liflerin yüzeyine sıkı bağlı,
3. Liflerin yüzeyine gevşek bağlı olarak .
Elde edildikten sonra tekstüre termofiksaj gibi ısıl işlem görmemiş liflerde trimerin hemen hemen tamamı liflerin içerisindedir. Tekstüre ve termofiksaj gibi işlemlerin süresi 5-30 saniye kadar olduğundan , yüzeydeki oligomer miktarı %0,02 – 0,04 civarında kalır ki buda sorun teşkil etmez. Ancak özellikle çektirme yöntemine göre yapılan boyamalarda ve lif yüzeyine sıkı bir şekilde tutulmaktadır. Liflerin içerisinden yüzeye çıkan trimerin bir kısmı ise flotteye geçmekte ve burada kristalleşmektedirler ve bunlar da daha sonra life gevşek olarak tutunmaktadır.
Görüldüğü gibi life sıkı olarak tutunmuş çiklik oligomer miktarı boyama süresine bağlı olarak çok değişmezken, artmaya devam eden kısım flotteden lifin yüzeyine geçerek gevşek olarak tutunan kısımdır ve gerek mamulün görünümü açısından gerekse daha sonraki işlemlerde sorun yaratan oligomer kısmı da, bu lif yüzeyine gevşek olarak tutunan oligomerlerdir.
Bunların neden olduğu sorunlar şunlardır ;
1. Boyamaların canlılığını azaltma
2. Refleksiyon farklılıkları nedeniyle boyamanın düzgünsüz olduğu İntibaını uyandırma
3. Özellikle levent boyamalarda, iç tabakalarda oligomer filtrasyonu nedeniyle sargının dışı ite içi arasında farklı boyama
4. Boyama cihazlarında, özellikle pompa ve eşanjör Üzerine çökerek, pompa ve eşanjör verimini düşürme
5. Mamul yüzeyi sivri bir şeyle çizildiğinde iz kalması –iplik
Görüldüğü gibi oligomerlerin yüzeye çıkması, birinci derecede çektirme yöntemine göre boyamalarda görülmekledir. Bu nedenle bu etkilerden kurtulmak için önlemler boyamadan önce, boyama esnasında ve boyamadan sonra alınabilir.
Poliester Mamullerin Kostiklenmesi
Uygun koşullar altında, sud kostik ile muamele edilen poliester kumaşların ağırlık kaybına uğramalarına karşılık, daha yumuşak ve doğal liflerden yapılmış kumaşlara daha çok benzeyen bir tulum kazandıkları kırk yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. ICI tarafından 1952 yılında patenti alınan bu çalışma şekliyle, kumaşın kağıdımsı ve sert .bir tutum kazanmadan, kibar bir parlaklık kazanması sağlanabilmiştir. Kumaş % 2-5 kadar kütle kaybına uğrayacak şekilde yapılan bu kostikleme işlemleri uzun yıllar uygulama alanı bulamamıştır. Ancak 1977 yılı .sonbaharında Japonya'nın ipek estetiğine sahip teksture poliester kumaşlar ihraç etmeye başlaması Özerine yapılan araştırmalar, bu kumaşlara %10-20 hatta bazen %30'a kadar kütle kaybına uğrayacak şekilde kostikleme işlemi uygulandığını ortaya koymuştur.
Alkalilerin poliester liflerine etkisi, poliester liflerinin sıkı moleküler üstü yapıları nedeniyle, yüzeydeki makromoleküller parçalandıkça yavaş yavaş içeriye ilerleme şeklindedir. Yani liflerin yüzeyden başlayarak ince ince tabakalar halinde soyulması söz konusudur.
Yüzeydeki poliester makromoleküllerinin parçalanarak uzaklaşması olayı, esasında esterlerin bazik sabunlaşma reaksiyonundan başka bir şey değildir. Reaksiyon hidroksil iyonlarının karbonil gruplarındaki kısmi pozitif yüklü karbon atomlarına hücum şeklinde başlamakta ve ester gruplarından alkolat gruplarının (-OR) kopması ile sonuçlanmaktadır. Ortamda bol miktarda sodyum iyonu bulunduğu için de, sonuçta parçalanma Ürünleri olarak disodyumtereftalatve etilengtikol oluşmaktadır.
Poliester mamullerinin beyazlatılması
Poliester lifleri temiz ve beyaz lifler olduklarından boyanacak ve basılacak mamullerde önceden bir ağartma yapmaya gerek yoktur. Beyaz olarak kullanılacak mamullerde ise genellikle sadece optik beyazlatma uygulanması uygun sonuçlar vermektedir. Ancak kirli bir mamulde berrak beyazlık elde etmek veya farklı lif ve iplik partilerinden imal edilmiş mamullere homojen bir beyazlık kazandırılmak isteniyorsa iyi bir sodyumklorit ağartması yapılması gerekmektedir.
Poliester liflerinin indirgen maddelerle ağartılması iyi sonuç vermediği gibi , hipokloritler ve peroksit gibi yükseltgen maddelerle sağlanan beyazlık dereceleri de yetersizdir. Bu nedenle poliester mamullerinin ağartılmasında sadece Sodyumklorit kullanılır.
Poliester lifleri yapıları itibarı ile beyaz ve temiz lifler olduklarından bunlardan yapılmış mamullerin ağartma ve yıkamaları oldukça ılıman koşullar altında yapılabilmektedir. Hatta beyaz olarak kullanılabilecek veya açık tonlarda boyanacak mamullerin dışında genellikle ağartmaya bile gerek yoktur.
Yakma İşlemi
Yakma işlemi ipliklerden çıkan lif uçlarını (hav tüycüklerini) uzaklaştırmak için yapılan bir işlem olduğuna göre flament ipliklerden yapılan mamullerde yakma işlemine gerek olmadığı açıktır. Bunun dışında tüysüz, parlak bir yüzeye sahip olması gereken ve kesikli liflerden yapılmış mamuller ise ister saf poliester ister karışım olsunlar bir yakma işleminden geçirilirler. Ancak mamulde bir sertlik meydana gelebilmesi nedeniyle poliester/yün karışımlarının makaslanması daha uygundur
Poliester mamullerin yakılması sırasında kullanılan alevin gücü veya etki süresinin yetersiz olması halinde hav tüycükleri eriyerek boncuklar oluşturmakta fakat bu boncuklar yanmaya fırsat bulamamaktadır. Bu da mamulün görünümünü bozmaktadır. Ancak doğru bir yakma sonunda yanan lif uçlarının dibinde normal olarak fark edilmeyen çok küçük boncuklar geriye kalmaktadır. Bilinmesi gereken husus çektirme yöntemine göre yapılan boyamalar (ister carrıer ister HT) sonunda bu boncukların diğer kısımlara nazaran daha koyu boyanarak (specking) mamulün görünümünü bozmalarıdır. Bu nedenle çektirme yöntemine göre boyanacak poliester mamullerde eğer yakma işlemi uygulanacaksa bu işlemin boyamadan sonra yapılmasında fayda vardır. Mamulün emdirme (termosol) yöntemiyle boyanmasında böyle bir problem olmadığından bu takdirde yakma işlemi normal olarak boyamadan önce yapılır.
Haşıl Sökme İşlemi
Poliester ipliklerin haşıllanmasında başta poliakrilat ve poliester esaslı haşıl maddeleri olmak üzere sentetik haşıl maddeleri kullanılmaktadır. Bu haşıl maddelerinin ortak tarafı hepsinin suda çözülebilmesi veya kolaylıkla emülsiyon oluşturabilmeleridir.
Dolayısıyla poliester kumaşlarda haşıl sökme işlemi bir yıkamadan ibarettir ve genel olarak O 5-1 g/l nonyonik-anyonik yıkama maddesi 0.5-1g/l Na2CO3 içeren bir çözeltiyle 60"C’ da 20-30 dakikalık bir yıkama işlemi yeterli olabilmektedir. Gramajı düşük kumaşlarda kırışmaları önlemek için 60°C ve altındaki sıcaklıklar yeterli olabilirken, yüksek gramajlı kumaşlarda 100°C' a kadar çıkılabilir. Poliester/viskon karışımı kumaşlar için aynı yıkama şartları geçerlidir. Fakat poliester/pamuk karışımı kumaşlar için reçetedeki kimyasal madde konsantrasyonları iki katına çıkarılmalıdır Bu karışıma fulard-buhar-yıkama gibi sürekli bir yöntem uygulanacaksa Na2CO3 miktarı 20-40 g/l ve sabun miktarı ise 8-10 g/l' e kadar çıkarılabilir
Poliester/yün karışımları için sıcaklık ve pH çok iyi kontrol edilmelidir Kullanılan sabun oranı %3-4'ü ve soda oranı %3'ü kesinlikle geçmemelidir Oda sıcaklığında 20 dakika muamele ve 35-40'C'da su ile 10 dakika çalkalama yeterlidir.
Kontinü yıkama makinelerinde çalışılıyor ise geçiş süresinin 30-3! saniyenin altına düşmesi yetersiz haşıl sökme açısından risklidir.
Haşıl sökme sırasında karşılaşılabilecek bir sorun da, haşıllamada pH değişik esaslı haşıl maddesinin kullanılması durumunda ortaya çıkmaktadır Özellikle poliakrilat ve poliester esaslı haşıl maddelerinin birlikti kullanılmaları halinde yıkama flottesine geçen poliakrilat kısmı poliester hası filminin çözünürlüğünü azaltarak haşıl sökme işlemini zorlaştırmakta ve leke oluşmasına neden olabilmektedir. Bu tip haşılların sökülmesi, kontinü yıkama makinelerinde yıkama flottesinin sürekli yenilendiği tiplerde yapılmalıdır. Bu tip haşıl maddeleri suyun sertliğinden olumsuz yönde etkilenebilirler. Bu nedenle yumuşak su kullanılmalı veya bir kompleks yapıcı ilave edilmelidir.
Çözgü iplikleri suda çözülebilen veya disperge olabilen hası maddeleriyle haşıllanmış olan poliester kumaşlarda, haşıl sökme için yapılan yıkama işlemi aynı zamanda kumaştaki diğer yabancı maddelerin de uzaklaşmasını sağlayarak, kumaşın boyaya ya da baskıya hazır durum; gelmesini sağladığından genellikle başka bir yıkamaya gerek kalmamaktadır Su sorbsiyonunun düşük olması ve normal tiplerin girintisi çıkıntısı az kaygan bir yüzeye sahip olmaları nedeniyle poliester liflerinden yabancı maddelerin uzaklaştırılmasının kolay olması gerekmektedir. 1950'li yıllarda poliester liflerinin lipofıl (yağ sever) karaktere sahip olduğu ve dolayısıyla yağımsı preperasyon ve avivaj maddelerinin liflerin içerisine işleyebileceği bunun da uzaklaştırılmasının güç olacağı düşünülüyordu. Ancak yapılan araştırmalarda pamuk ve poliester lifleri aynı yağlarla aplike edilmiş ve poliester liflerinin daha kolay temizlenebildiği görülmüştür. Çünkü Poliester makromoleküllerinin hidrofob yapılarına rağmen sıkı moleküler yapınır etkisiyle, içlerine yağ ve avivaj maddelerinin işlemesi mümkün olmamaktadır Bunun sonucu olarak da yüzeyde kalan preperasyon ve avivaj maddelerinin uzaklaştırılması daha kolay olmaktadır.
Yıkamadan sonra boyama yapılacak ise, mamulde kalan hası ve/veya yağımsı yabancı maddelerin miktarının %0.1'den az olması gerektiği fikri yaygın ise de bu oran %0 3'ü geçmediği takdirde boyama açısından problem yaratmamaktadır.
Poliester Mamulünde Oligomer Sorunu
Piyasada bulunan poliester lifleri % 1,5 – 4 arasında oligomer içermektedirler. Oligomerler polimerizasyon derecesi 10 ‘ un atında olan polietilentaraftalat moleküllerinden oluşmakta olup, bir kısmı halkalı ( çiklik ) yapıya bir kısmı düz zincir ( lineer ) yapıya sahiptir. Düz zincir yapıya sahip oligomerlerin liflerin yüzeyinde ve terbiye cihazının çeperlerinde kristalizasyonu , çökmesi tehlikesi azdır. Sorun yaratan rahatsız eden oligomerler çiklik oligomerler olup , bunlar içerisinde de çiklik trimerler en önemli rolü oynamaktadırlar.
Çikliktrimer (çiklo-tris-etilen glikol traftalat )
Kısa süreli termik işlemler veya daha uzun süreli hidrotermik işlemler sırasında liflerdeki çikliktrimer miktarı artmaz. Ancak liflerdeki yerleşim şekli ve yeri bu işlemlere bağlı olarak büyük farklılık gösterir.
Halkalı trimer liflerde üç konumda bulunur;
1. Liflerin içerisinde,
2. Liflerin yüzeyine sıkı bağlı,
3. Liflerin yüzeyine gevşek bağlı olarak .
Elde edildikten sonra tekstüre termofiksaj gibi ısıl işlem görmemiş liflerde trimerin hemen hemen tamamı liflerin içerisindedir. Tekstüre ve termofiksaj gibi işlemlerin süresi 5-30 saniye kadar olduğundan , yüzeydeki oligomer miktarı %0,02 – 0,04 civarında kalır ki buda sorun teşkil etmez. Ancak özellikle çektirme yöntemine göre yapılan boyamalarda ve lif yüzeyine sıkı bir şekilde tutulmaktadır. Liflerin içerisinden yüzeye çıkan trimerin bir kısmı ise flotteye geçmekte ve burada kristalleşmektedirler ve bunlar da daha sonra life gevşek olarak tutunmaktadır.
Görüldüğü gibi life sıkı olarak tutunmuş çiklik oligomer miktarı boyama süresine bağlı olarak çok değişmezken, artmaya devam eden kısım flotteden lifin yüzeyine geçerek gevşek olarak tutunan kısımdır ve gerek mamulün görünümü açısından gerekse daha sonraki işlemlerde sorun yaratan oligomer kısmı da, bu lif yüzeyine gevşek olarak tutunan oligomerlerdir.
Bunların neden olduğu sorunlar şunlardır ;
1. Boyamaların canlılığını azaltma
2. Refleksiyon farklılıkları nedeniyle boyamanın düzgünsüz olduğu İntibaını uyandırma
3. Özellikle levent boyamalarda, iç tabakalarda oligomer filtrasyonu nedeniyle sargının dışı ite içi arasında farklı boyama
4. Boyama cihazlarında, özellikle pompa ve eşanjör Üzerine çökerek, pompa ve eşanjör verimini düşürme
5. Mamul yüzeyi sivri bir şeyle çizildiğinde iz kalması –iplik
Görüldüğü gibi oligomerlerin yüzeye çıkması, birinci derecede çektirme yöntemine göre boyamalarda görülmekledir. Bu nedenle bu etkilerden kurtulmak için önlemler boyamadan önce, boyama esnasında ve boyamadan sonra alınabilir.
Poliester Mamullerin Kostiklenmesi
Uygun koşullar altında, sud kostik ile muamele edilen poliester kumaşların ağırlık kaybına uğramalarına karşılık, daha yumuşak ve doğal liflerden yapılmış kumaşlara daha çok benzeyen bir tulum kazandıkları kırk yılı aşkın bir süredir bilinmektedir. ICI tarafından 1952 yılında patenti alınan bu çalışma şekliyle, kumaşın kağıdımsı ve sert .bir tutum kazanmadan, kibar bir parlaklık kazanması sağlanabilmiştir. Kumaş % 2-5 kadar kütle kaybına uğrayacak şekilde yapılan bu kostikleme işlemleri uzun yıllar uygulama alanı bulamamıştır. Ancak 1977 yılı .sonbaharında Japonya'nın ipek estetiğine sahip teksture poliester kumaşlar ihraç etmeye başlaması Özerine yapılan araştırmalar, bu kumaşlara %10-20 hatta bazen %30'a kadar kütle kaybına uğrayacak şekilde kostikleme işlemi uygulandığını ortaya koymuştur.
Alkalilerin poliester liflerine etkisi, poliester liflerinin sıkı moleküler üstü yapıları nedeniyle, yüzeydeki makromoleküller parçalandıkça yavaş yavaş içeriye ilerleme şeklindedir. Yani liflerin yüzeyden başlayarak ince ince tabakalar halinde soyulması söz konusudur.
Yüzeydeki poliester makromoleküllerinin parçalanarak uzaklaşması olayı, esasında esterlerin bazik sabunlaşma reaksiyonundan başka bir şey değildir. Reaksiyon hidroksil iyonlarının karbonil gruplarındaki kısmi pozitif yüklü karbon atomlarına hücum şeklinde başlamakta ve ester gruplarından alkolat gruplarının (-OR) kopması ile sonuçlanmaktadır. Ortamda bol miktarda sodyum iyonu bulunduğu için de, sonuçta parçalanma Ürünleri olarak disodyumtereftalatve etilengtikol oluşmaktadır.
Poliester mamullerinin beyazlatılması
Poliester lifleri temiz ve beyaz lifler olduklarından boyanacak ve basılacak mamullerde önceden bir ağartma yapmaya gerek yoktur. Beyaz olarak kullanılacak mamullerde ise genellikle sadece optik beyazlatma uygulanması uygun sonuçlar vermektedir. Ancak kirli bir mamulde berrak beyazlık elde etmek veya farklı lif ve iplik partilerinden imal edilmiş mamullere homojen bir beyazlık kazandırılmak isteniyorsa iyi bir sodyumklorit ağartması yapılması gerekmektedir.
Poliester liflerinin indirgen maddelerle ağartılması iyi sonuç vermediği gibi , hipokloritler ve peroksit gibi yükseltgen maddelerle sağlanan beyazlık dereceleri de yetersizdir. Bu nedenle poliester mamullerinin ağartılmasında sadece Sodyumklorit kullanılır.