TEKSTİLBANK | Ücretsiz Tez Ödev Proje Sunum | Türkiyenin Tekstil Döküman Bankası |

Orjinal Görünüm: ÇİN KORKUSU TEKSTİLCİNİN MAL TESLİM SÜRESİNİ 3 GÜNE İNDİRDİ
Şu Anda Kısıtlanmış Görüntüleme Modundasınız. Orjinal Görünüm için, Buraya Tıklayın
ÇİN KORKUSU TEKSTİLCİNİN MAL TESLİM SÜRESİNİ 3 GÜNE İNDİRDİ

Ekonominin makro verileri iyiye giderken, mikro seviyede zorlanan tekstil ve hazırgiyim firmalar çıkış yolunu hızlı teslimat, verimlilik, moda marka üretimi ve dünya moda merkezlerinde ofisler açmakta buldu. Firmaların sert rekabet ortamında ellerindeki en önemli silahları ise hızlı teslimat.

Türkiye'nin toplam ihracatından aldığı yüzde 25'lik payla sanayiinin lokomotifi durumunda olan, ama düşük döviz kuru, yüksek istihdam ve enerji maliyetleri yüzünden darboğaza giren tekstil ve hazırgiyim, ayakta kalabilmek için yeni stratejiler geliştiriyor. Karlılığın üçte bire düştüğü sektörde, firmaların çoğu çalışan sayısını düşürüp, verimliliği artırmaya çalışıyor. Sektör, özellikle Çin'e karşı, hızlı teslimatta kendini daha da geliştirdi. Koton, Damat/Tween gibi bazı hazırgiyim markaları teslimat sürelerini, basit ve moda marka ürünlerde dört haftadan 3 güne kadar düşürdü. Gülle Tekstil, kumaş boya üretim süresini 14 saatten 4 saate kadar düşürdü.

İstanbul Hazır Giyim ve Konfeksiyon İhracatçıları Birliği Başkanı Süleyman Orakçıoğlu, "Artık en hızlı şekilde cevap veren tedarikçiler öne çıkacak. Satılan ürünü en hızlı üretme ve rafa koyma kabiliyeti olan, farklılığını ortaya koyup yarışı kazanacak" dedi.

Kumaş Boyamayı Dört Saate Düşürdü
İsmail Gülle/İTHİB Başkanı
İstanbul Tekstil ve Hammaddeleri İhracatçıları Birliği (İTHİB) Başkanı İsmail Gülle'nin sahibi olduğu Gülle Tekstil, personel sayısını azaltıp, teknolojiye yatırım yaparak verimlilik artışı sağlıyor. 10 milyon dolar seviyesinde ihracatı bulunan firma, İstanbul Avcılar ve Tekirdağ Çorlu'daki 4 fabrikada üretim yapıyor. Gülle kumaşlarından yapılan pek çok tişört, sweatshirt ve iç çamaşır, bugün Next, River Island ve Benetton'ın raflarını süslüyor.

Gülle Tekstil, örmedeki rekabet gücünü artırmak için 90'lardan itibaren boyahane, iplik üretim tesisi, iplik boyama tesisi, enerji üretim santrali ve kumaş boya üretim tesisi kurup, entegrasyon sürecini tamamladı. Son yıllarda ise, düşen döviz kuru ve artan girdi maliyetleri yüzünden uluslararası rekabet gücünü artırmak için, önce işgücünü düşürdü. 2 yıl önce bin kişi olan çalışan sayısını 650'ye düşürdü. Makine parkurunda da modernizasyona gidilip, üretim kapasitesi yüzde 25 artırıldı. Geçen yıl boya üretim tesisini yenileyerek kumaş boya süresini 14 saatten 4 saate düşürdü. Böylece alıcı firmalara teslimat süresi kısaltıldı. İsmail Gülle, "Bir yandan da farklı kumaşlar üretmeye çalışıyoruz. Örme kumaşta su tutmayan, yanmayan ve kirlenmeyen kumaşlar üretiliyor.Örme alanında hem kalitede iyiyiz, hem de fiyatta Çin'de daha ucuzuz" diyor.

Yurtdışı Ofislerini Artırıyor
Ahmet Öksüz/Kipaş Holding Başkanvekili
Kahramanmaraş'ta 1984'te Öksüz ve Gümüşer ailelerinin kurduğu Kipaş Tekstil, iplik, dokuma kumaş ve konfeksiyon sektöründe 16 tekstil şirketi, 65 milyon dolar ihracat ve 270 milyon dolar üretimden ciroları ile büyük bir holding yapısına dönüştü. Dünyanın değişen ekonomik dengelerine ayak uydurmaya çalışan Kipaş, üründe farklılaşmanın yanında hızlı üretim teknikleri de geliştirmeye çalışarak, rekabette öne geçmeye çalışıyor. İlk yıllar tamamen pamuk ipliği üretirken, günümüzde karışımlı, viskon gibi farklı iplik çeşitlerini öne çıkarmaya başladı. Grup, kapasitesini yılda 30 milyon metreye çıkardığı denim kumaştaki iddiasını da farklı yıkama teknikleri ile sürdürüyor. Kumaşlarda merserize kaplama gibi doku farklılıklarının yanında gri, yeşil ve beyaz gibi farklı renk çeşitleri de uyguluyor.

Rekabette güçlü olmak için mevcut pazarlarda bizzat yer almak gerektiğine inanan Kipaş Holding Başkanvekili Ahmet Öksüz, bu anlamda Londra'da bir pazarlama ofisi kurduklarını, geçen hafta da bir tane New York'ta açtıklarını söylüyor. Öksüz, "Yakında İtalya'da da bir ofis açma planımız var. Uzaktan koleksiyon tanıtımı, müşteri takibi çok zor. Kapasitesi çok büyük olan Türk firmalarının yaşaması için, bu tür faaliyetlerde bulunması şart" diye konuşuyor.

Mithat'ta Spor Üretim Hız Kazandı
Tahir Gürsoy/Mithat Giyim Yönetim Kurulu Başkanı
Küçük bir konfeksiyon atölyesi ile 1937'de işe başlayan Mithat Gürsoy, adını verdiği markası ile ilk yıllarda Anadolu'ya, palto başta olmak üzere, hazır giyim satışı yaptı. Mithat Giyim, son dönemlerde perakende ve markaya ağırlık vermeye başladı.

Bugün ikinci kuşaktan Tahir Gürsoy'un yönettiği Mithat Giyim, artık ürün gamını değiştirmeye başladı. Takım elbise üretimi azaldı. Gençlerin tarzına daha uygun olan spor giyime ağırlık verildi. İki yıldır ürün fiyatlarında da artırım yapılmadı. Bazı müşteriler için halen yüzde 100 kaşmir gibi özel ürünler de yapılmaya devam ediyor.

Mithat Giyim Yönetim Kurulu Başkanı Tahir Gürsoy, fason üretimin aynı oranda sürmekle birlikte, bir gün mutlaka duvara çarpacakları endişesi ile şimdiden tedbir almaya başladıklarını söylüyor. Gürsoy, "Realist olmak gerekirse, karlılık üçte bire düştü. Kumaşlarımı halen İtalya, Fransa ve Türkiye'den alıyorum. Dolayısıyla maliyet artışımızı sineye çekiyoruz. Gün, olay, model ve müşteri takibi yapmak zorundasın. Fasonda müşteriye 10.000 mal satıyorsak, perakendede 10.000 mal satmak için karşımızda 7.000 çeşit müşteri var. Yaşamak için markalaşma ve mağazacılık önemli. Geçen yıl 72 milyon dolar ihracat yaptık. Yurtiçinde ya da Doğu Avrupa'da ve yakın komşularda herşey olabilir" diyor.

Koton'dan 3 Günde Teslimat
Yılmaz-Gülden Yılmaz/Koton
Subay ve öğretmen olan Yılmaz-Gülden Yılmaz çiftinin, küçük bir dükkanda hobi olarak girdiği hazırgiyim macerası, ikisinin de işlerini bırakarak Koton markası adı altında üretim yapmasıyla sürdü. 10 yılda ünü Türkiye sınırlarını aşan Koton'un 36'sı yurtdışında olmak üzere, toplam 137 mağazası. Şirketin yıllık cirosu ise 250 milyon dolar.

Yılmaz çifti, doların seyrinden etkilenmemek için dolar değeri ile ne kadar ihracat yaparlarsa, o kadar da ithalat yapmaya çalışıyor. Koton, şimdilik işgücünde azaltmaya gitmediler.

Makro ekonomik değişikliklerden markanın performansını artırarak, etkilenmemeye çalışıyorlar. Markalaşmanın ana silahı olarak, iyi bir koleksiyona sahip olma önem kazanıyor. Bora Aksu gibi, uluslararası başarı kazanan modacılarla çalışmak bunun bir parçası. Aynı zamanda daha hızlı üretim yapılarak stok devir hızı yüksek tutuluyor. Birkaç yıl önce 4 hafta olan üretim süresi, moda marka ürünlerde 3 güne kadar inmiş durumda. Her gün Koton mağazalarına 30 yeni ürün giriyor. Yılmaz Yılmaz, kadın giyimde bu konuda İspanyol markası Zara'dan bile daha iyi olduklarını söylüyor. Yılmaz, "Bunu her fırsatta söylüyorum. Türkiye'nin markalarını desteklemesi lazım. 6 milyar dolara ulaşacak iç pazardan yabancı markalar yerine Türk markalarının pay alması hepimizin tercihi" diyor.

Avva Kriz Sonrası Yurtdışına Kaçtı
Volkan Atik/Avva
Erkek giyim markası Avva, 22 yıl önce kurulan Dido Konfeksiyon'un bir markası. Dido'nun başına 5 yıl önce geçen Volkan Atik, yıllarca kadın giyim imalat ve pazarlaması ile uğraşan şirkete, yeni bir çehre kazandırmak için erkek giyim markası Avva'yı yarattı. Marka kurulduktan hemen sonra, 2001 krizi yaşanınca, soluğu yurtdışında aldı.

Önce Florida'da, sonra NewYork, Düsseldof, Amsterdam ve Atina'da showroomlar açtı. Volkan Atik, müşterinin artık yaşam tarzı ve katmadeğer yaratan markaları tercih ettiğini söylüyor. Bu yüzden "smart casual" diye tabir edilen, erkeklerin hem iş yerinde hem de dışarıda giyebilecekleri spor ve şık giysiler ürettiklerini söylüyor. Atik, "Müşterinin bu isteğini gördükten sonra açılan showroomlar sayesinde de hayli başarılı olduk. Yabancı merkezlerde yerel partnerlerle bağlantı kurduk ve dağıtım noktaları oluşturduk. Müşteriye kendimizi anlattık ve yavaş yavaş department store'lara girmeyi başardık. Müşteri markayı tanıdıktan sonra satışlar daha iyi oturdu. Şu anda yılda 2 milyon adet ürün satışı yapıyoruz. Avva ürünleri El Corte Ingles ve Bloomingdale's gibi mağazalarda satılıyor. Son iki yıldır ise Türkiye'de 3 mağaza açtık. Yıl sonuna kadar bunu dokuza çıkarıyoruz" diyor.

Arat Tekstil Makina Parkını Elden Çıkardı
Arat Tekstil Yönetim Kurulu, şirketin finansal yapısının güçlendirilmesi ile ilgili olarak 9 Mart'ta yaptığı toplantıda, üretim tesislerini teşvikli bölgelere kaydırma kararını uygulama kararı aldı. Firma bu kararı, tekstil piyasasında kotaların kaldırılmasının sonucu yaşanan Uzakdoğu rekabeti ve YTL'nin değerini korumasıyla azalan rekabet gücünü artırmak ve değişen piyasa şartlarına uyum sağlamak gerekçesiyle verdi.

Buna göre Bilanço aktiflerindeki amortisman süresi tamamlanmış makina parkının 654.658 YTL net defter değere sahip kısmı, Ak Finansal Kiralama A.Ş.'ye 1 milyon 818 bin YTL bedelle satıldı. Bu makineleri Sancak Arat Denim kiralayacak. Sancak Arat'ın üretimini yaptığı mamulleri, Arat Tekstil'in pazarlayacağı ve bu nedenle bir kapasite ya da ciro kaybına uğranılmayacağı bildirildi.

Şirket yaptığı açıklamada, teşvikli bölgede üretim yapmanın finansal performansı olumlu etkileyeceği kaydedildi. Söz konusu makina parkının şirketin aktiflerine oranının yüzde 20 olduğu ve satıştan 1 milyon 592 bin YTL kar sağlandığı vurgulandı. Arat Tekstil'in 2004'te 1.250 olan personel sayısının, bugün itibari ile 450'ye gerilediği ve makinaları satın alan Sancak Arat'ın yüzde 40 ortağı olduğu bildirildi.

Rekabet İçin Atılan Adımlar
> Teslimat süresi birkaç haftadan 3 güne kadar indi

> Yurtdışı ofis ve showroom faaliyetleri arttı

> Ürün farklılaşmasına gidildi

> İşçi sayıları azaldı, otomasyona geçildi

Kaynak. Referans Gazetesi/Ayten Güvenkaya
Referans URL