10-06-2008, 08:54 AM
İthalat, fermuarda 40 firmayı kapattı
Fermuar sektöründe son iki yılda kapanan firma sayısı 40. İstihdam kapasitesi de neredeyse yüzde 100 azalmış durumda. Kapasite kullanımını yüzde 40’larda tutmak için büyük çaba harcayan sektörün kârlılık oranı, geçen seneden bu yana sıfır
Türkiye hazır giyim sektörü, daha 2005 gelmeden ve kotalar kalkmadan ihracata yönelik sorunlarla yüz yüze kaldı. “Yan sanayi olmadan tam sanayi olmaz” sloganı ile Türk hazır giyimi için önemini ortaya koyan, fermuardan düğmeye, dar dokumadan telaya pek çok alanda en büyük yardımcısı konfeksiyon yan sanayi sektörü de bu olumsuzluklardan nasibini aldı. Sektörün ağır toplarından fermuar da bunların başta gelenlerinden birisi.
Fermuar üretimi Türkiye’de 1945’ten bu yana var, ama sektör 1990’lara kadar sadece 3-5 firmadan oluşuyor. İki yıl önce 230’a kadar çıkan firma sayısı, 2003 senesi sonunda başlayan ve 2005’te kendini göstermeye başlayan düşüşle birlikte 2005’te 200’e, bu yılın başında da 190’a düşüyor.
Bunda, sadece hazır giyim sektörünün eski günlerini aramasının değil, fermuar piyasasındaki arz-talep dengesizliğinin de payı var. Ama sektör temel sorunun Uzakdoğu’dan gelen ucuz mallar olduğunu, bunun, arz-talep dengesi ile de yakından ilintili olduğunu düşünerek 2003’te bir çalışma başlatıyor. Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD)’nin çabaları ile 2004 senesinde
harekete geçirilen ve 2005’te de uygulamaya konan çalışma sonucunda “Çin’den gelen fermuarların kilogramına 3 dolar anti-damping vergisi” konuyor. Ancak bu uygulama da malların bu defa Çin yerine Kore, Vietnam ya da başka bir Uzakdoğu ülkesinden gelmesi nedeni ile başarılı olmuyor.
İTHALATTA UZAKDOĞU DAMGASI
Bu olumsuz tablo, sektörün istihdam kapasitesine de aynı şekilde yansıyor ve 2004’te 30 bin olan çalışan sayısı bugün 15-20 bin dolaylarına düşüyor. Türkiye’de üretilen fermuar aslında her şeye rağmen, kalite bakımından İtalya’dan, üretim adedi bakımından da Çin’den -ya da daha geniş anlamda Uzakdoğu’dan- sonra dünyada ikinci sırada. Ülkenin kayıtlı üretimi şu anda yaklaşık 60 milyon metre.
Türkiye’de gerçekleştirilen üretimin yaklaşık iki buçuk katı da ithal ediliyor. Bu ithalatın tamamına yakını da Uzakdoğu’dan. Türkiye hazır giyim sektörü, tedarikçisinin şartlı satın alma kriterlerine sahip yüzde 2-3’lük kısım dışında, fermuar ihtiyacını yurtiçinden karşılamayı tercih ediyor. İthal edilen bu fermuarlar da kalitelerine uygun bir şekilde harcıalem yerlerde kullanılıyorlar
Sektörde düzenli ihracat yapan firma sayısı 2004’te 15 iken, bu sayı 2005’te 18’e çıkmış. Sahip olduğu yüksek kapasitenin karşılığını Türkiye’den alamayan sektör, direkt ihracattaki yüzde 10’luk oranı, 15’e çıkabilir, ama bu o kadar kolay mı ya da çözüm mü… Bu da belli değil!
Sektörün içinde bulunduğu bu gri tablonun geleceği hakkında,KYSD Başkan Yardımcısı ve Ece Fermuar Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sait Günteki’nin görüşlerini aldık…
Türkiye’deki fermuar üretiminin genel yapısı ve kapasitesi, hazır giyimin son zamanlarda yaşadığı olumsuzluklardan çok etkilendi mi?
Biz tekstil ve hazır giyimle direkt bağlantısı bir sektörüz. Özellikle son yıllarda, fermuar üretimi de hazır giyim ve tekstil üretimi ile birlikte, Türkiye ile Çin arasındaki ülkelere ve Kuzey Afrika’ya kaydı. Tekstil ve hazır giyimin içinde bulunduğu daralma nedeniyle, onların tedarikçisi konumundaki fermuar ya da genel olarak yan sanayi de aynı daralmayı hissediyor. Gerek tekstil-hazır giyimde gerekse yan sanayinde kapasite kullanımı yüzde 100 olarak düşünülemez zaten. Emek yoğun işlerde tam kapasite kullanımı oldukça risklidir. Bu nedenle biz yüzde 80’i, yüzde 100 gibi kabul ederiz. Onun için de 2004’deki yüzde 65-70’lik kapasite kullanımı bizim için son derece iyi bir orandı. Ancak 2004 beklendiği gibi geçmeyince, firmalar bütçelerini üç defa revize etmek zorunda kaldı. Bu nedenle de bir sonraki sene kapasiteler yüzde
40-50 aralığına çekildi. Arz-talep dengesizliğinin de bunda önemli payı vardı, ama temel sorun tabii ki fiyatlardı. 2006’ya geldiğimizde ise kapasite kullanımı biraz daha düşmüş durumda. Kapasite, istihdam ve kârlılıkla azalma var, ama bence en önemli sorun, insanların sistemden kaçmaya başlaması. Sisteme dair giderlerden kaçılması Türkiye’nin yıkımı olacaktır. Aslında zaten bir sorun olduğu, biz yüzde 40 kapasite ile çalışıyorken, üretimimizin iki buçuk katı ithalat yapılıyor olmasından da belli.
Hazır giyim firmaları mı bunu tercih ediyor, onlarla ilişkileriniz son zamanlarda ne durumda?
Hazır giyim sektörü aksesuar alımına gerekli önemi vermiyor. Bir fermuarın yaratacağı sorunun, ürünün satışını imkânsız hale getireceğini bilmelerine rağmen bu böyle. Firmalar, yan sanayicilerini tanımıyor, ancak bir problem, bir yenilik ya da bir termin sorunu olduğunda geliyorlar.
Kalitemiz ise dünya standartlarında. Şu anda İtalya’da ya da Fransa’da kullanılan teknoloji ile Türkiye’de kullanılan arasında en ufak bir fark yok. Bizim tek dezavantajımız, bu ülkeler 1990-2000 arasında kalite politikasına sahipken, bizim sadece daha çok üretmeye odaklanmış olmamız. Ama özellikle son yıllarda biz de bu ilke ile hareket ediyoruz. Biz Türkiye’deki bazı markalara mal satamazken, İtalya’daki büyük markalara mal satıyoruz. Yüzde 10-15 aralığındaki fermuar ihracatımızın yüzde 80’i İtalya’ya. Genel olarak baktığımızda da Türk fermuarlarının hep Batı ülkelerine gittiğini görüyoruz. Bu son derece ilginç. Yani, bizim hazır giyimcilerimizin göremediğini, Avrupalı üreticiler görüyor.
Buradan sektörün kalitesini anlıyoruz. Peki ya kârlılık?
Sektör ilginç bir paradoks içinde; kârlılığın iyice düşmesi
KYSD Başkan Yardımcısı ve Ece Fermuar Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sait Günteki.
nedeniyle, sürümden kazanmak amacıyla kapasite artırımına gitmeye başlayan ve planlayan firmalar var. Son üç yıldır fiyatlar neredeyse sabit, ama enerji ve personel maliyetleri inanılmaz arttı. Bu nedenle de kârlılık aralığı hızla daralıyor. Böyle giderse, yani hazır giyim ihracatı istenildiği şekilde gitmezse, bizim satışlarımız da azalır.
Bunu sağlayacak olan ne?
Türk hazır giyiminin doruk noktası olarak 1999-2000 yıllarını alırsak, bu yıllarda hazır giyimle birlikte büyüyen fermuar sektörümüz, kurumsallaşma çalışmalarını bitirdi ve dünyanın, kalite sistemleri ve ürün çeşitliliği konusundaki beklentilerini kavramış bir sektör hüviyetine büründü. Fermuar, işte bu yıllarda Türk yan sanayisinde bir “sektör” olarak kabul edilmeye başlandı.
FERMUARIN BÜYÜK DÜŞÜŞÜ
2004 2005 2006
Firma sayısı 230 200 190
Çalışan sayısı 30 bin 25 bin 20 bin
İhracat yapan firma sayısı 15 18 -
Kapasite kullanımı %65-70 %40-50 %40
Maliyet artışı %15 %30 -
Kârlılık %10-15 %0 -
Pazarın daralması %30 %40 -
Bunda üç önemli faktör var:İstihdam, kapasite ve kalite. İşte 2000’lere geldiğimizde bu üçü de oluştu. Fermuar, başlı başına bir sektör olunca da kurumsallaşma anlamında bazı firmalar çıkardı.
Peki genel olarak bu olumsuz tablo sektörün istihdam kapasitesini ne yönde
etkiledi ?
İki sene öncenin yıl sonu verilerine göre fermuar üretiminde çalışan kişi sayısı 30 bine yakın. Tabii bunda sektörün emek yoğun bir yapıya sahip olmasının da payı büyük. İşte bu emek yoğun sektör istihdam anlamında son iki yılda çok kan kaybetti. Geçen sene 25 bine inen çalışan sayısı, bugün 15-20 bin aralığında ve pek çok firma merdiven altı diye tabir ettiğimiz kayıt dışı üretime yöneliyor. Bizde şirketler, olanın üzerine üç-beş makine alarak ve “az olsun, benim olsun” mantığı ile büyümüş. Örneğin Çin’de 3 bin kişinin çalıştığı yerde boyahane yok ve bu işlem dışarıda yapılıyor. Bizde ise 300 kişi çalışıyor ve boyahanemiz var. Aslında kısacası sanayi toplumu olmak bir kültür gerektirir, ama biz feodal toplumdan sanayi toplumuna direkt geçmeye çalıştık. Ama ben tüm bunlara rağmen, manevra kabiliyeti yüksek bir sanayi anlayışına sahip olmamızdan dolayı karamsar değilim.
Fermuar sektöründe son iki yılda kapanan firma sayısı 40. İstihdam kapasitesi de neredeyse yüzde 100 azalmış durumda. Kapasite kullanımını yüzde 40’larda tutmak için büyük çaba harcayan sektörün kârlılık oranı, geçen seneden bu yana sıfır
Türkiye hazır giyim sektörü, daha 2005 gelmeden ve kotalar kalkmadan ihracata yönelik sorunlarla yüz yüze kaldı. “Yan sanayi olmadan tam sanayi olmaz” sloganı ile Türk hazır giyimi için önemini ortaya koyan, fermuardan düğmeye, dar dokumadan telaya pek çok alanda en büyük yardımcısı konfeksiyon yan sanayi sektörü de bu olumsuzluklardan nasibini aldı. Sektörün ağır toplarından fermuar da bunların başta gelenlerinden birisi.
Fermuar üretimi Türkiye’de 1945’ten bu yana var, ama sektör 1990’lara kadar sadece 3-5 firmadan oluşuyor. İki yıl önce 230’a kadar çıkan firma sayısı, 2003 senesi sonunda başlayan ve 2005’te kendini göstermeye başlayan düşüşle birlikte 2005’te 200’e, bu yılın başında da 190’a düşüyor.
Bunda, sadece hazır giyim sektörünün eski günlerini aramasının değil, fermuar piyasasındaki arz-talep dengesizliğinin de payı var. Ama sektör temel sorunun Uzakdoğu’dan gelen ucuz mallar olduğunu, bunun, arz-talep dengesi ile de yakından ilintili olduğunu düşünerek 2003’te bir çalışma başlatıyor. Konfeksiyon Yan Sanayicileri Derneği (KYSD)’nin çabaları ile 2004 senesinde
harekete geçirilen ve 2005’te de uygulamaya konan çalışma sonucunda “Çin’den gelen fermuarların kilogramına 3 dolar anti-damping vergisi” konuyor. Ancak bu uygulama da malların bu defa Çin yerine Kore, Vietnam ya da başka bir Uzakdoğu ülkesinden gelmesi nedeni ile başarılı olmuyor.
İTHALATTA UZAKDOĞU DAMGASI
Bu olumsuz tablo, sektörün istihdam kapasitesine de aynı şekilde yansıyor ve 2004’te 30 bin olan çalışan sayısı bugün 15-20 bin dolaylarına düşüyor. Türkiye’de üretilen fermuar aslında her şeye rağmen, kalite bakımından İtalya’dan, üretim adedi bakımından da Çin’den -ya da daha geniş anlamda Uzakdoğu’dan- sonra dünyada ikinci sırada. Ülkenin kayıtlı üretimi şu anda yaklaşık 60 milyon metre.
Türkiye’de gerçekleştirilen üretimin yaklaşık iki buçuk katı da ithal ediliyor. Bu ithalatın tamamına yakını da Uzakdoğu’dan. Türkiye hazır giyim sektörü, tedarikçisinin şartlı satın alma kriterlerine sahip yüzde 2-3’lük kısım dışında, fermuar ihtiyacını yurtiçinden karşılamayı tercih ediyor. İthal edilen bu fermuarlar da kalitelerine uygun bir şekilde harcıalem yerlerde kullanılıyorlar
Sektörde düzenli ihracat yapan firma sayısı 2004’te 15 iken, bu sayı 2005’te 18’e çıkmış. Sahip olduğu yüksek kapasitenin karşılığını Türkiye’den alamayan sektör, direkt ihracattaki yüzde 10’luk oranı, 15’e çıkabilir, ama bu o kadar kolay mı ya da çözüm mü… Bu da belli değil!
Sektörün içinde bulunduğu bu gri tablonun geleceği hakkında,KYSD Başkan Yardımcısı ve Ece Fermuar Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sait Günteki’nin görüşlerini aldık…
Türkiye’deki fermuar üretiminin genel yapısı ve kapasitesi, hazır giyimin son zamanlarda yaşadığı olumsuzluklardan çok etkilendi mi?
Biz tekstil ve hazır giyimle direkt bağlantısı bir sektörüz. Özellikle son yıllarda, fermuar üretimi de hazır giyim ve tekstil üretimi ile birlikte, Türkiye ile Çin arasındaki ülkelere ve Kuzey Afrika’ya kaydı. Tekstil ve hazır giyimin içinde bulunduğu daralma nedeniyle, onların tedarikçisi konumundaki fermuar ya da genel olarak yan sanayi de aynı daralmayı hissediyor. Gerek tekstil-hazır giyimde gerekse yan sanayinde kapasite kullanımı yüzde 100 olarak düşünülemez zaten. Emek yoğun işlerde tam kapasite kullanımı oldukça risklidir. Bu nedenle biz yüzde 80’i, yüzde 100 gibi kabul ederiz. Onun için de 2004’deki yüzde 65-70’lik kapasite kullanımı bizim için son derece iyi bir orandı. Ancak 2004 beklendiği gibi geçmeyince, firmalar bütçelerini üç defa revize etmek zorunda kaldı. Bu nedenle de bir sonraki sene kapasiteler yüzde
40-50 aralığına çekildi. Arz-talep dengesizliğinin de bunda önemli payı vardı, ama temel sorun tabii ki fiyatlardı. 2006’ya geldiğimizde ise kapasite kullanımı biraz daha düşmüş durumda. Kapasite, istihdam ve kârlılıkla azalma var, ama bence en önemli sorun, insanların sistemden kaçmaya başlaması. Sisteme dair giderlerden kaçılması Türkiye’nin yıkımı olacaktır. Aslında zaten bir sorun olduğu, biz yüzde 40 kapasite ile çalışıyorken, üretimimizin iki buçuk katı ithalat yapılıyor olmasından da belli.
Hazır giyim firmaları mı bunu tercih ediyor, onlarla ilişkileriniz son zamanlarda ne durumda?
Hazır giyim sektörü aksesuar alımına gerekli önemi vermiyor. Bir fermuarın yaratacağı sorunun, ürünün satışını imkânsız hale getireceğini bilmelerine rağmen bu böyle. Firmalar, yan sanayicilerini tanımıyor, ancak bir problem, bir yenilik ya da bir termin sorunu olduğunda geliyorlar.
Kalitemiz ise dünya standartlarında. Şu anda İtalya’da ya da Fransa’da kullanılan teknoloji ile Türkiye’de kullanılan arasında en ufak bir fark yok. Bizim tek dezavantajımız, bu ülkeler 1990-2000 arasında kalite politikasına sahipken, bizim sadece daha çok üretmeye odaklanmış olmamız. Ama özellikle son yıllarda biz de bu ilke ile hareket ediyoruz. Biz Türkiye’deki bazı markalara mal satamazken, İtalya’daki büyük markalara mal satıyoruz. Yüzde 10-15 aralığındaki fermuar ihracatımızın yüzde 80’i İtalya’ya. Genel olarak baktığımızda da Türk fermuarlarının hep Batı ülkelerine gittiğini görüyoruz. Bu son derece ilginç. Yani, bizim hazır giyimcilerimizin göremediğini, Avrupalı üreticiler görüyor.
Buradan sektörün kalitesini anlıyoruz. Peki ya kârlılık?
Sektör ilginç bir paradoks içinde; kârlılığın iyice düşmesi
KYSD Başkan Yardımcısı ve Ece Fermuar Yönetim Kurulu Başkanı Osman Sait Günteki.
nedeniyle, sürümden kazanmak amacıyla kapasite artırımına gitmeye başlayan ve planlayan firmalar var. Son üç yıldır fiyatlar neredeyse sabit, ama enerji ve personel maliyetleri inanılmaz arttı. Bu nedenle de kârlılık aralığı hızla daralıyor. Böyle giderse, yani hazır giyim ihracatı istenildiği şekilde gitmezse, bizim satışlarımız da azalır.
Bunu sağlayacak olan ne?
Türk hazır giyiminin doruk noktası olarak 1999-2000 yıllarını alırsak, bu yıllarda hazır giyimle birlikte büyüyen fermuar sektörümüz, kurumsallaşma çalışmalarını bitirdi ve dünyanın, kalite sistemleri ve ürün çeşitliliği konusundaki beklentilerini kavramış bir sektör hüviyetine büründü. Fermuar, işte bu yıllarda Türk yan sanayisinde bir “sektör” olarak kabul edilmeye başlandı.
FERMUARIN BÜYÜK DÜŞÜŞÜ
2004 2005 2006
Firma sayısı 230 200 190
Çalışan sayısı 30 bin 25 bin 20 bin
İhracat yapan firma sayısı 15 18 -
Kapasite kullanımı %65-70 %40-50 %40
Maliyet artışı %15 %30 -
Kârlılık %10-15 %0 -
Pazarın daralması %30 %40 -
Bunda üç önemli faktör var:İstihdam, kapasite ve kalite. İşte 2000’lere geldiğimizde bu üçü de oluştu. Fermuar, başlı başına bir sektör olunca da kurumsallaşma anlamında bazı firmalar çıkardı.
Peki genel olarak bu olumsuz tablo sektörün istihdam kapasitesini ne yönde
etkiledi ?
İki sene öncenin yıl sonu verilerine göre fermuar üretiminde çalışan kişi sayısı 30 bine yakın. Tabii bunda sektörün emek yoğun bir yapıya sahip olmasının da payı büyük. İşte bu emek yoğun sektör istihdam anlamında son iki yılda çok kan kaybetti. Geçen sene 25 bine inen çalışan sayısı, bugün 15-20 bin aralığında ve pek çok firma merdiven altı diye tabir ettiğimiz kayıt dışı üretime yöneliyor. Bizde şirketler, olanın üzerine üç-beş makine alarak ve “az olsun, benim olsun” mantığı ile büyümüş. Örneğin Çin’de 3 bin kişinin çalıştığı yerde boyahane yok ve bu işlem dışarıda yapılıyor. Bizde ise 300 kişi çalışıyor ve boyahanemiz var. Aslında kısacası sanayi toplumu olmak bir kültür gerektirir, ama biz feodal toplumdan sanayi toplumuna direkt geçmeye çalıştık. Ama ben tüm bunlara rağmen, manevra kabiliyeti yüksek bir sanayi anlayışına sahip olmamızdan dolayı karamsar değilim.